Posts

Wagner crisis between Mali and France

Image
Fotoğraf: Reuters/Amadou Keita Political crises in sub-Saharan African countries are generally analysed through the lenses of external actors. It is implied or directly stated that former colonial countries and global powers played a decisive role in these developments. Internal political circumstances in the country in question and the personal and social factors behind the decisions and actions of the ruling elite are usually disregarded. Moreover, the rulers of African countries are shown as passive members of international relations. A similar process is taking place regarding the recent diplomatic crisis between France and Mali. The crisis emerged in the aftermath of the  news  about the negotiations between the government of Mali and the Russian mercenary group Wagner for a security deal. According to  reports  in the press, the draft agreement contains terms such as Wagner sending around 1,000 Russian mercenaries to Bamako in order to provide VIP protection to...

Mali'nin penceresinden Wagner krizi *

Sahra-altı Afrika ülkelerinde yaşanan siyasi krizler hakkındaki analizlerin ana eksenini genellikle dış aktörlerin rolü oluştur.  Eski sömürgeci ülkeler ve küresel güçlerin bu gelişmelerde belirleyici rol oynadığı ima edilir veya doğrudan dillendirilir.  Ülkedeki iç siyasi dengelere, yönetici elitin eylem ve tercihlerinin arkasında yatan kişisel ve toplumsal faktörlere ise ya hiç değinilmez veya bir iki cümleyle geçiştirilir.  Dahası Afrika ülkeleri yöneticileri uluslararası ilişkilerin pasif birer üyesi gibi gösterilir. Mali'de mevcut yönetimin Rus paralı asker grubu Wagner'le güvenlik sözleşmesi imzalayacağına dair söylentilerin ardından da benzer bir süreç yaşanıyor.  Fransa ve Rusya gibi güçlerin Sahra-altı Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerinde ellerinin çok güçlü olduğu bir vakıa.  Yaklaşık iki hafta önce uluslararası haber ajansları Ukrayna, Libya ve Suriye gibi savaş bölgelerinde askeri faaliyet yürüten Rus özel güvenlik şirketi  "Wagner G...

Gine'de askeri darbe: tarih tekerrür mü ediyor?

  Gine 'de askeri darbe oldu. Yönetimi ele geçiren askerler anayasanın, hükümetin ve kurumların feshedildiğini ilan etti. Darbeci ekip yolsuzlukla mücadele edileceğine, adaletin tesis edileceğine, ülkenin kalkınmasının sağlanacağına dair taahhütlerde bulundu. Başkent Konakri'de halk devriye gezen askeri birlikleri sevinç gösterileriyle karşıladı. Öte yandan uluslararası toplumdan darbeye yönelik kınama mesajları geldi. Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu olağanüstü bir zirve düzenleyerek Gine'nin üyeliğini askıya aldı. Bunlar Gine'de 2008 Aralık ayında gerçekleşen darbenin ardından yaşananlar. Geçtiğimiz hafta 5 Eylül Pazar günü özel kuvvetler komutanı Albay Mamady Doumbouya (Dumbuya) liderliğinde Gine'de gerçekleşen yeni darbe ve sonrasındaki gelişmeler ise 2008 darbesinin neredeyse birebir kopyası.  Yazının devamı için tıklayınız . 

Is Al-Shabaab in the footsteps of Taliban?

  In   my take , published in the Turkish edition of the Independent, I argue that the withdrawal of the US from Afghanistan and the Taliban’s taking control of the country could repeat in Somalia, given the fact that there are several similarities between the two countries. First and foremost, same as in Afghanistan, a “ state building ” project, led by Western countries, has been going on in Somalia for over a decade now. Secondly, Taliban and Al-Shabaab, qualified both as radical Islamist insurgent and terrorist organisations, have tasted the power and, though for a short time, ruled over the country. Thirdly, there is no sign of winning the war against Al-Shabaab, as was the case with Taliban, despite the deployment of a 20000-men-strong international  peacekeeping mission  (AMISOM), supported by US airstrikes. On the contrary, Al-Shabaab is   reportedly   consolidating its power. It provides security in the areas under its control and settles disputes....

Somali Afganistan olur mu? *

  ABD Afganistan'dan çekiliyor.  Ancak gerek görüntülere yansıyan kaotik çekilme şekli gerek  ABD 'nin 20 yıldır mücadele ettiği  Taliban 'ın ülkede beklenilenden çok daha kısa sürede kontrolü ele geçirmesi tüm dünyada şok etkisi yarattı.  Bu minvalde, küresel jandarma ABD'nin Afganistan'dan  "kaçar adım"  çekilmesinin, Taliban benzeri örgütlerin faaliyet gösterdiği Afrika ülkelerine de yansımalarının olacağı şimdiden tartışılmaya başlandı.  Afganistan'daki gelişmelerin, başta ABD olmak üzere diğer Batılı ülkeler ve onların yereldeki müttefiklerini hasım bilen Afrika'daki irili ufaklı tüm silahlı örgütlere cesaret ve umut vermesinden endişe duyuluyor.  Bu endişelerin yersiz ve tutarsız olduğunu iddia etmek zor.  Zira ABD,  Somali 'deki konuşlu 700 askerini de geçtiğimiz ocak ayı içerisinde çekmişti.  Fransa Sahel bölgesindeki 5 bin kişilik askeri gücünü yarıya indireceğini duyururken İngiltere, yüzde 55'i  Afrika ...

Afrika'da Hristiyanlığın yeni yüzü: Pentekostalizm

  Etiyopya Başbakanı   Abiy Ahmed   ile Güney Afrika'nın müstafi Cumhurbaşkanı   Jacob Zuma 'nın ilginç bir ortak özellikleri var.  Birincisinin ülkesindeki iç savaş, ikincisinin ise hakkındaki yolsuzluk davası nedeniyle zor durumda olmalarından bahsetmiyorum.  Her iki üst düzey siyasetçinin  Afrika 'da hızlı bir yükselişte olan  Pentekostalizm  akımının mensubu olmalarını kastediyorum. Abiy Ahmed ile Jacob Zuma bu konuda hiç de yalnız sayılmazlar.  Ülkelerindeki Pentekostal kiliselere üye olan ve/veya destek veren Afrikalı liderler arasında Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodoro Obiang, Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta ve Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni'nin yanı sıra, Gana ve Fildişi Sahili'nin eski devlet başkanları Jerry Rawling ve Laurent Gbagbo sayılabilir.  Dahası Pentekostalizmin elitist bir kült olmaması, aksine en fazla takipçiyi yoksullar ve orta sınıf arasından bulması ayrıca önemli.  Yazının devamı için tıklayı...